Kelimeler neden unutulur ve unutmamak için ne yapılır
Her dönem birkaç öğrenci pazartesi derse gururla geliyor: "Hafta sonu 50 kelime ezberledim." Perşembe günkü mini quizde bu kelimelerin çoğu yok. Öğrenci kendini suçluyor, hafızasının kötü olduğunu düşünüyor. Oysa olan şey çok sıradan: Tek oturumda ezberlenip sonra bir daha bakılmayan kelimeler unutuluyor. Bu herkes için böyle.
Unutmanın bir düzeni var
Alman psikolog Hermann Ebbinghaus 1880'lerde anlamsız hece listeleri ezberleyip ne kadarını ne zaman unuttuğunu kendi üzerinde ölçtü. Bugün "unutma eğrisi" diye anılan sonuç şu: Yeni öğrenilen bir şeyin büyük kısmı ilk günlerde kayboluyor, sonra kayıp yavaşlıyor. Bilgiyi tam unutulmak üzereyken bir kez daha hatırlamak ise eğriyi yumuşatıyor; ikinci tekrardan sonra bilgi daha uzun süre kalıyor.
Ebbinghaus'un listeleri anlamsız hecelerdi, sizin kelimeleriniz değil. Anlamı olan, bir cümle içinde görülen kelime daha iyi kalıyor. Ama temel düzen değişmiyor: Tekrar edilmeyen kelime gidiyor.
Tanımak ile hatırlamak aynı şey değil
Kelime listesine bakıp "bunu biliyorum" demek tanımak. İngilizce karşılığını görmeden, Türkçe anlamdan yola çıkıp kelimeyi kendiniz bulmak hatırlamak. İkincisi çok daha zor ve çok daha kalıcı.
Listeyi tekrar tekrar okumak, rahat bir çalışma şekli olduğu için popüler. Her okumada kelimeler tanıdık geliyor ve öğrenmiş gibi hissediyorsunuz. Sonra bir cümle kurmanız gerektiğinde kelime aklınıza gelmiyor. Psikolojide buna sınama etkisi (testing effect) deniyor: Kendinizi test etmek, aynı süre boyunca tekrar okumaktan daha kalıcı bir öğrenme sağlıyor. Biz bunu sınıfta her dönem görüyoruz; kart kullanan öğrenci, defterine bakan öğrenciyi birkaç hafta içinde geçiyor.
Türk öğrencinin özel tuzakları
Bazı kelimeler unutulmuyor ama yanlış yerleşiyor. Bunlar daha sinsi, çünkü öğrenci bildiğini sanıyor.
Yalancı eşler. "Sympathetic" Türkçedeki "sempatik" değil; birinin derdine ortak olan, anlayış gösteren kişi için kullanılıyor. "Actually" "aktüel" değil, "aslında" demek. "Can you control my homework?" cümlesini sınıfta sık duyuyoruz; öğrenci "kontrol et" demek istiyor, doğrusu "check".
Birlikte kullanım. Türkçede "yapmak" tek kelime; İngilizcede "make a mistake" ama "do homework", "make a decision" ama "do the shopping". "Kuvvetli çay" Türkçede doğal, İngilizcede "strong tea" deniyor, "powerful tea" değil. "Şiddetli yağmur" için "heavy rain". Bu kalıplar tek tek kelime ezberleyerek öğrenilmiyor; kelimeyi hep yanındaki kelimeyle birlikte görmek gerekiyor.
Bir de "very much" var. "I like very much coffee" cümlesini kuran öğrenci "very much" ifadesini biliyor; yerini bilmiyor. Kelimeyi cümle içinde öğrenmenin bir faydası da bu.
Ne yapmalı
Kelimeyi bir cümleyle birlikte yazın. "Decline: azalmak" yerine "Sales declined last year: Geçen yıl satışlar azaldı." Cümleyi bir kaynaktan alın ya da kendiniz kurun, ama tek başına kelime yazmayın.
Kartın bir yüzüne Türkçe cümleyi, diğer yüzüne İngilizcesini yazın. Çalışırken Türkçe yüzü görüp İngilizcesini hatırlamaya çalışın. Bu, tanıma değil hatırlama çalışması.
Aralıklarla tekrar edin. Basit bir düzen: öğrendiğiniz gün, ertesi gün, üç gün sonra, bir hafta sonra, iki hafta sonra. Doğru hatırladığınız kart bir sonraki aralığa geçiyor, unuttuğunuz kart başa dönüyor. Kâğıt kartla kutu yöntemi de olur, bir uygulama da. Hangisini düzenli kullanacaksanız o.
Günlük yeni kelime sayısını düşük tutun. Günde 10-15 yeni kelime, düzenli tekrarla birlikte, sürdürülebilir bir hız. Günde 50 kelime iki hafta sürüyor, sonra tekrar yükü altında çöküyor. Bunu çok gördük.
Kelimeyi kullanın. Haftalık yazma ödevinde o haftanın kelimelerinden birkaçını bilerek kullanın. Konuşmada denemek daha zor ama daha etkili; cumartesi sınıf dersinde yeni kelimeyle kurulan ilk cümle genelde yanlış çıkıyor ve doğrusu o an söylendiğinde akılda kalıyor.
Uzun bir kelime listesiyle çalışıyorsanız
YDS ya da YÖKDİL'e hazırlanan adayların çoğunun elinde bin, bazen iki bin kelimelik bir liste oluyor. Listeyi baştan sona ezberlemeye çalışmak yerine haftalık parçalara bölün ve her haftanın parçasını yukarıdaki tekrar düzenine sokun. Liste sırası da önemli değil; alfabetik bir listede "abandon" ile "abolish" aynı gün öğrenilince birbirine karışıyor.
Bir de şunu deneyin: Okuma parçası çözerken listede olan bir kelimeye rastladığınızda, kartın köşesine küçük bir işaret koyun. Birkaç hafta sonra hangi kelimelerin sınav metinlerinde gerçekten sık geçtiğini kendiniz görürsünüz ve tekrar sürenizi onlara ayırırsınız.
Mini quizlerimiz neden böyle hazırlanıyor
Bizim haftalık mini quizlerimizde soruların yaklaşık yarısı o haftanın konusundan, kalan yarısı iki, dört ve altı hafta önceki konulardan geliyor. Öğrenciler ilk haftalarda buna itiraz ediyor: "Bunu çoktan bitirdik." Tam da o yüzden soruyoruz. Dört hafta önce öğrenilen kelime, bir quiz sorusunda tekrar karşınıza çıktığında yeniden hatırlanıyor ve bir sonraki unutma daha geç geliyor.
Quiz sonuçları eğitmenin ekranında da birikiyor. Grubun yarısı aynı kelimeyi unuttuysa cumartesi dersinde o kelimeyle bir konuşma etkinliği yapılıyor.
Pasif ve aktif kelime
Okurken anladığınız kelime sayısı, konuşurken kullanabildiğinizden her zaman fazla olacak. Bu normal ve ana dilinizde de böyle. YDS ya da YKS-DİL gibi okuma ağırlıklı sınavlara hazırlanıyorsanız pasif kelime bilgisi büyük ölçüde yeterli. IELTS ve TOEFL'da ise yazma ve konuşma da puanlandığı için kelimeyi aktif kullanabilmek gerekiyor; o yüzden bu sınavlarda kelime çalışması daha uzun sürüyor.
Bir kelimeyi bir kez unutmak, onu öğrenmediğiniz anlamına gelmiyor. İkinci öğrenme birinciden hızlı oluyor. Kart başa döndüğünde moral bozmayın; sistem tam olarak bunun için var.